O kadar cümleler okuduk efendimize dair... O kadar sözünü işittik...
O kadar sözünü yazdık satırlarımıza...
Söze döktük, Öze dökemedik
Kaleme döktük, Âleme dökemedik
Okuduk lakin dokuyamadık...
Ona dair olan sözlerimiz kuru kaldı. Islatamadık...
Bilgilendik ama ilgilenemedik...
Geçtik çoğu zaman sığ bir söz gibi...
Bazen sırf okumak için okuduk... Bazen sırf yazmak için yazdık...
Yazdıklarımız çoğu kere yaptıklarımız değildi... Yapmaya hasret kaldıklarımızdı...Hasretini çektiklerimizdi
Mü'min mü'minin kardeşidir sözünü yazdık efendimizin...Çünki hakiki kardeş olamıyorduk...Olamamanın elemini hissediyordu ruhumuz...Olamadığımızdandı yazdığımız...
"kişi dostunun yolundadır. O halde sizin her biriniz dost edineceği kimseye iyi dikkat etsin." yazıyorduk efendimizden. Neçare ya dosttan yana yaralıydık ya dostu yaralamıştık...
""(Ticarette yalan) yemin,(tüccarın zannınca) mala rağbeti artırır. (Halbuki gerçekte) kazancı giderir." yazmıştık yine... Çünki olmadık yeminlerimiz vardı bizim
"kabirleri ziyaret ediniz .çünkü onlar sizi ahireti hatırlatır." hadisini yazıyorduk efendimizden ama bir kabre koşamıyorduk ibret için...
misvağa dair hadislerimiz vardı da misvaklarımız yoktu....
Kelamlarımız arttıkça... Artıyordu elemlerimiz...
Hülasa; Yaşamıyorduk...Yaşayamıyorduk ve farkındaydık bunun...Kendimizden kaçıyorduk...
Ne yazabilir ki kalem...
Bir dua ile bitirelim...
Sözümüzden özümüze değil, özümüzden sözümüze kelamlarımızı aktarmak duasiyle...
halil kartal
Düşünce insanı olmak...
Kulağa ve kalbe ne kadar da hoş geliyor değil mi. Heyecan veriyor belki de.Pır pır oluyor belki kalbiniz...Düşünce insan olmak.
Kimbilir kendimize göre biz birer düşünce insanıyız.Kimbilir bize göre bizden başkası daha güzel düşünemez...
Düşünce insanı olmak; neyi düşüneceğini bilmek, düşüncelerinde malayaniyata sed çekmek...
Bir Düşünce insanı düşleyin ki; toplumun gündüzü halinde güneşi, toplumun gecesi halinde ayı olan.Toplumunu ve kendini karanlıkta koymayan, koyamayan...Mum gibi yanarken eriyip biterek kendinden kaybeden değil, güneş gibi yanarken hem kendini hem başkasına ışık olan...yol gösteren ve tükenmeyen...
Düşünce insanı; gaye-i hayali olan...
Düşünce insanı; bir tarifi belki herkes gibi düşünmeyen...Başka bir tarifi her zaman bir düşü olan...
Yolda yürürken dışarıdan bakıldığında her insan gibi olan fakat hiç bir insan gibi olmayan, olamayan...
Zamanı malayaniyattan kurtarmış her anın kıymetinin derkinde ve şuurunda, hem kendi terbiyesine hem de toplumun ıslahına çözüm arayan...Aramakla kalmayıp bilfiil o işi pervasızca yapan...
Düşünce insanı...Eşdeğer anlam fikir insanı...Bir başka eşdeğer anlam "çile insanı"...
Beklenen nesil...Altın nesil...
Bir Düşünce insanı düşleyin ki düşünmenin sadece okumak olmadığını bilen, okumakla kalan fikrin "tencerede çok güzel bir şekilde hazırlanıp pişirilmiş fakat kimseye yedirilip fayda sağlanmayan bir yemek" gibi olduğunu düşünen...İkram edilmeyen fikrin kafa tenceresi içinde çürümeye ve kokmaya yüz tutacağını bilen...
Bir Düşünce insanı düşleyin ki...
Etrafını çepeçevre kuşatmış tüm dalalet ve olumsuzluk efkarına karşı, rabbine olan istinad ve itimadıula aualta durmaya çalışan ve birgün mutlaka muzaffariyet meyvelerini tadıp yiyeceğini bilen ve çileyi kendine azık yapmış insan...
Fikir insanı; yorulmak bilmeyen...
Birilerin ona gelip; yoruldun artık biraz dinlen başka zaman yaparsın, yarın devam edersin dediğinde onlara karşı "dinlenmek için önümde ebediyet var" cevabını verebilen...
Bir Düşünce insanı düşleyin ki... "Bugün Allah için ne yaptım"ı sorgulamakla beraber ki - bu cümle o günün yani geçen mazinin bir muhasebesidir, aynı zaman da "Yarın Allah için ne yapacağım" sualinin cevabını da bulup yastığına başını hüzünle koyan...
Bir Düşünce insanı düşleyin ki; kuracağı binanın harcını,betonunu maziden,şeklini ve süsünü halden yani o zamandan, korumasını da müstakbelden ören...
Bir Düşünce insanı düşleyin ki...Hal ile kali yerinde kullanan...
Bir Düşünce insanı düşleyin ki...Düşünce İnsanı'nın bir düş olmadığı bilen ve her insanda defineyi arayan...
Bir Düşünce İnsanı düşleyin ki bu yazıyı okurken kendisine şu an sorduğu "acaba neler düşünmeliyim" sualinin cevabını şu dakika da bulan ve birazdan ayağa kalkıp atalet ve tembelliğini çiğneyip düşlerine koşan...
Buyrun...düşlerinize koşun...Düşünce insanı olmak bir düş değil...
Dünya sizleri bekliyor...Sahi hala kalkamadınız mı yerinizden... Düşünüyormusunuz?
Halil Kartal